Türkiye ekonomisinde uygulanan sıkı para politikalarının etkileri, emlak ve konut piyasasında net bir şekilde hissedilmeye devam ediyor. Yüksek seyreden politika faizleri ve buna bağlı konut kredisi faiz oranları, konut alım iştahını bir miktar frenlemiş durumda. Ancak bu durum, piyasada bir durgunluktan ziyade, fiyat artış hızında bir normalleşmeye işaret ediyor. Yatırımcılar ve ilk ev alıcıları için, bu sakinleşme dönemi, acele etmeden, daha iyi pazarlık imkanlarıyla doğru mülkü seçme şansı sunuyor.
Piyasanın geleceğini belirleyen en kritik beklenti, faiz indirim döngüsünün başlangıcıdır. Enflasyonla mücadelede kararlılığın sürmesi, 2026 yılından itibaren kademeli bir faiz düşüşü beklentisini güçlendiriyor. Bu düşüş gerçekleştiğinde, özellikle ertelenmiş talebin piyasaya hızla dönmesi ve konut satışlarında büyük bir artış yaşanması öngörülüyor. Deneyimli yatırımcılar, faizler düşmeden hemen önceki dönemi “en kârlı alım zamanı” olarak görmekte ve bu fırsatı değerlendirmek için hazırlık yapmaktadırlar.
Konut piyasasında arz ve talep dengesi de önemini koruyor. Yüksek inşaat maliyetleri ve finansman zorlukları nedeniyle yeni konut arzı sınırlı kalmaktadır. Bu durum, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde nitelikli konut açığını sürdürüyor. Öte yandan, kentsel dönüşüm projeleri, hem yeni ve güvenli konut arzını artırmakta hem de yatırımcılara vergi muafiyetleri gibi cazip teşvikler sunmaktadır. Bu nedenle, kentsel dönüşüm alanlarındaki projelere erken aşamada dahil olmak, güvenli ve yüksek getirili bir yatırım kapısıdır.
Arsa ve tarla yatırımları ise uzun vadeli sermaye koruma aracı olarak cazibesini sürdürüyor. Konut fiyatlarındaki artışın yavaşladığı bu dönemde, yatırımcılar likiditesi düşük ancak imar potansiyeli yüksek olan arsalara yönelmektedir. Özellikle yeni sanayi bölgeleri, ulaşım ağları ve altyapı projelerinin yakınındaki bölgeler, gelecekteki değer artışı için kritik öneme sahiptir. Arsa yatırımında kazancın anahtarı, kısa vadeli spekülasyon yerine, bölgenin makro gelişim planlarını doğru analiz etmekten geçmektedir.
Özetle, mevcut piyasa koşulları, gayrimenkul yatırımını cazip kılan temel dinamikleri değiştirmiyor: enflasyona karşı koruma, düzenli kira geliri ve uzun vadeli sermaye artışı. Piyasadaki geçici sakinlik, aslında yatırımcılara stratejik pozisyon alma fırsatı sunuyor. Faizlerin seyrini, kentsel dönüşüm hızını ve bölgesel imar planlarını yakından takip etmek, 2026’da beklenen piyasa canlanmasından en yüksek payı almanın yoludur.
Kezban Baydan olarak, bu dinamik süreçte yatırım hedeflerinize uygun, en güncel ve doğru gayrimenkul fırsatlarını keşfetmeniz için yanınızdayız. Portföyünüzü güçlendirecek sonraki adımlarınızı belirlemek için bize danışmaktan çekinmeyin.